2017/11/18

BABAMI KAYBETTİM




Bir ay önce yazmıştım babamın yoğun bakımda olduğunu. 29 Ekim pazar günü babamı kaybettik.
Nasıl bu kadar metanetliyim? 1 aydır Allah bizi hazırladı diyorum. 1 aydır o kadar acı çekiyordu ki en son Allah'ım acılarını dindir, emanetine iki iyiliğin birini ver diye dua eder olmuştuk.
Midesinden delmeleri için izin vermiştik.
Sabah ameliyata alınacaktı ama Rabbim dünyadaki ömrünü tamamlattı. Her şey o kadar ani oldu ki...

Hepsi 3 ay içinde yaşandı ve bitti. 63 senelik ömür öyle hızlı geçti ki...
Babam yaşını asla göstermeyen bir insandı. Ruhu çok gençti. Güzel ve uyumlu giymeyi severdi. Çeşit çeşit kokuları vardı. Her gün güzel kokularından kullanırdı. Saat takmayı çok severdi.
Ondan bana geçti saat takıntısı.
Kitap okumayı çok severdi. Saatlerce, günlerce kitap okurdu. Bir gün onun kadar hızlı okuyabilmeyi hayal ederdim hep.

Şiirler yazardı.Şiirlerindeki mahlası da Lokman'dır.  Alternatif tıpçılar ortada yokken, hangi bitkinin ne gibi yan etkileri var hepsini bilirdi. Bitkilerle tedavi ederdi birçok hastalığı.
Tabi asıl mesleği bambaşkaydı. Türkiye'nin birçok ilinde yaşamış ve hayatının bir dönemi de Suudi Arabistan'da geçmiştir. Bu yüzden Hacı lakabı takılmıştır.

Gördüğü rüyalar genellikle çıkardı. Ön sezileri kuvvetli bir adamdı ve bir o kadar da inatçıydı.
Aksi ve huysuzdu.
En büyük isteği Kuran'a, İslam'a hizmet et kızım olmuştur hep.
Ve bu işten para kazanmamamı söylemiştir.

Hayatımın 26 senesini 30 Ekim günü ikindi vaktinde toprağa gömdüm. Hava buz gibi ve yağmurluydu. İçimde kopan fırtınayı ise ancak bu acıyı yaşayanlar anlar.
Hiç geçmeyen bir ağrı var kalbimde. Kalbimin yarısı yok gibi. Her şey eksik.
Dün aklıma bir şey takıldı, babama sorayım dedim içimden.
Yokluğu geldi aklıma, ciğerimdeki taş daha da ağırlaştı. Akşamları yaşadığım hüznü, garipliği anlatamam. En çok o zaman canı yanıyor insanın. Bir de evin her köşesinden çıkıverecekmiş gibi olması acıyı harlı tutuyor. Onun kıyafetlerini, eşyalarını görmek daha çok koyuyor insana.
Ama hayat böyle. İstediğin kadar yaşa yine de öleceksin. Sevdiklerinin ölümünü de göreceksin. Sen onlardan önce ölmezsen tabi.
Benimle çocukken oyunlar oynayan, sık sık sevdiğini söyleyen, derdimi dinleyen ve bana unutulmaz hayat öğütleri veren babamı çok özlüyorum ve özlemeye devam edeceğim...

''Benim ömrüm yetmezse, şiirlerimi sen toparla ve kitap yaz.'' demişti.
  İnşaAllah bir gün bu isteğini gerçekleştirmek istiyorum.

Şu anki ruh halimi Homayoun Shajarian ne de güzel seslendiriyor...




NOT: BU ZOR GÜNLERİMİN EN BAŞINDAN BERİ BANA DESTEK VEREN HERKESE ÖZELLİKLE ACIMI ANLAYIP PAYLAŞAN RENKLİ TIRTIL VE ASYA'YA ÖZELLİKLE TEŞEKKÜR EDERİM. KIZLAR SİZİN TAVSİYELERİNİZ OLMASA BU KADAR KOLAY TOPARLANAMAZDIM...

                                       

                                           乇.乃

                                                                             






2017/10/23

SURİ HATİ MR. PILOT




İlk bölüm yayın tarihi: 10 Ekim 2016
Son bölüm yayın tarihi: 3 Kasım 2016
Yapım: Malezya
Kanal: Astro Ria
Tür: Romantik, Dram
Başroller: Neelofa, Fattah Amin
Dil: Malayca

Bölüm Sayısı: 16
Konusu: Nişanlanacağı gün evden kaçan Warda kızımız ile pilot Ejaz'ın kaderinin kesişmesi anlatılıyor. 

Warda çok zengin bir ailenin tek kızıdır ve kuzeni Muslim'e aşıktır.
(Aşk değildir o. Aşk olsa duramaz.) 
Babası ise onu kendi seçtiği kişi ile evlendirmeye kararlıdır. Warda her ne kadar ailesine kuzenini sevdiğini söylese de babası kuzen evliliğinin ailelerinde hiç olmadığını ve bunu asla kabul etmeyeceğini söyler.
( Dinen caiz ama bizde de kuzenle evlilik yok. Babayı çok iyi anlıyorum.)
Nişan günü, sevdiği adama hava alanında bekleyeceğine dair bir mesaj atıp evden kaçar. Tabi adam kızı yarı yolda bırakır ve gelmez. Bizim mühendis kızımız Warda  iki dirhem bir çekirdek nişan kostümüyle havaalanında ağlarken, fırlama tipli pilotumuz havalı bir şekilde selpak uzatır ve gider. Tam her şey bitti derken Warda ve Ejaz'ın kesişen kaderi hay bin kunduz dedirtecek olaylara sahne olur.

Tatlış mı tatlış bir Malezya dizisidir kendileri. Dizimiz son derece edepli olup, gönül rahatlığı ile genel izleyici kitlesinin yanında açıp izleyebilirsiniz efenim.Baştan söyleyeyim öyle ufak bir kiss dahi yok.
Hisler var, biz ima ediyoruz gerisini siz hayal edincilik var.


suri hati mr. pilot



Warda rolündeki Neelofa'nın donukluğundan bahsedip gıcık olan var ama bence oyuncuların en yeteneklilerinden biri oydu. Bayan Mimik lakabını taktım ona. Başörtülü olduğu için diğer oyunculara göre elbette rolünde karşı cinse biraz daha mesafeli olacaktı. Bu arada Malezya ile az çok ilgilenmiş arkadaşlar bilirler. Malezyada başı açık veya kapalı olmanız oyuncu, şarkıcı vs. olmanıza engel değil. Daha doğrusu başörtülü bir şarkıcı, oyuncu vs. hangisiyseniz milyonlarca hayranınız da olabilir. Lise yıllarımda çok yakın bir arkadaşımın  tüm hayalleri bu ülke ile ilgili idi. Sayesinde epey haşır neşir olmuşluğum var Malezya ile. Hatta bir zamanlar Türkiye Malezya olmasın furyası başlatmışlardı. Çok kızıyordum çünkü Malezya küçümsenecek bir ülke değil. Ayrıca her ülke kendisi gibi olsun zaten birbirinin aynısı olmasına gerek yok. Güzel yanlarımızı alış veriş eylesek kâfi.

Kızın tesettürü çok eleştirildi ama zaten o da dizide tesettür böyle olur demiyor. Tesettürü öğrenme yeri diziler değil Kuran-ı Kerimdir unutmayın. Eleştirileri de bu yüzden yersiz buluyorum.


Warda rolünün gayet şık bir imajı vardı. Zaten çok tatlı bir kız. 
Yalnız o en az 20 cmlik platform topuklarla yeri geldi koştu yeri geldi merdiven tırmandı ya helal olsun diyorum. Yarım saatten sonra en fazla 17 cmlik topuklularla dengem kayıyor benim. Her seferinde hayretle izledim bu kızı.
Warda aşırı iyi niyetli, inat ve dominant bir karakter. Bu yüzden çok yanlışa düştü. Özellikle yalanları, bu benim özel meselem ben hallederim demeleri, saklaması, anlatmaması ara ara insanda anne terliği ile dövme hissi vermiyor değil ama dizi işte.



suri hati


Ejaz... Ejaz... Görünürde fırlama, kibirli ve playboy tipli olmana rağmen son derece iyi niyetli, hatta saf, tripler kralı Ejaz... Hafif bir eziğe kayan hallerin de yok değildi hani. Annen dominant, hatun ondan daha dominant olunca, tabi normal böyle olman.
Ama feci olgun ve mantıklı tavırların her zaman seni bir adım öne geçirdi.
Kendi içinde de çok çelişkiler yaşadın. Hele karınca dağa küsmüş dağın haberi olmamış hallerin yok mu tam dayaklıktın da neyse...
Sevgili Fattah Amin gerçek hayatında böyle olmadığını düşünüyor ve on parmağında on marifet hallerinle seni kutluyorum.

Dizinin bir diğer önemli karakteri tabi ki çiftimizin mimarı ünlü modacı, butik sahibi kayınvalide idi. Bu kadın hakkında yapabileceğim tek yorum şu ; kızlar Allah size de böyle kayınvalide nasip etsin. 

Dizide bekar olarak sadece gıcık görümce ve Warda'nın akıl küpü mantık timsali kardeşi kaldı. 
İlk bölümlerde görümce çok samimiydi aslında ama o da kendince haklı yönler yüzünden uyuzluk etti.
Fazla sürmedi zaten bu hali. 
Müslim ve İnara karakterini de dövmeyi çok istedim ama olmadı :D



Dizinin dikkat çeken diğer noktası da aileler holding sahibi ama çocuklar ve ailenin diğer fertleri,  mesleği ne ise onunla ilgileniyor. Warda'nın babasının holdingi var ama o mühendis olduğu için başka bir şirkette çalışıyor. Sonraki bölümlerde iş başvurusu yapıp  mülakatlara da katılıyor. Ejaz'ın babası da çok zengin ama Ejaz pilotluk sınavından geçmek için uğraşıyor. Bu yönleri de güzeldi dizinin. 



Peki bu dizi bizim ülkemizde nasıl bu kadar sevildi derseniz; aşırı yakınlaşma, el ele tutuşma ve kiss sahneleri olmadan da çok güzel bir dizi yapılabileceğini kanıtladığı için derim. Oyuncuların yeteneği burada devreye giriyor.


Uzun uzun bakışmalar, gerçeklikten uzak bitmeyen sahneler yoktu. Her şey normal hayatta nasılsa öyle aktarılmıştı. Dizide başörtülü ya da başı açık ayrımı olmaması, aile içi entrikaların dönmemesi o kadar güzeldi ki. Ne demek istediğimi izlediğinizde anlayacaksınız. 
Bu da dizinin sevilmesinde çok önemli bir etken. 
Zaman zaman sıksa da izlenesi bir dizi idi.

Sizin de yorumlarınızı bekliyorum.

NOT 1: Ejaz'a sabır timsali denmesinin nedeni Warda'nın hatalarına sabretmesinden sanıyordum ama değilmiş :D Bence de iyi sabretti çocuk o kadar ay. :D

NOT 2: Dizinin 1 buçuk saatlik Suri Hati Mr. Pilot Raya isimli bir devam filmi varmış. Henüz çevrilmemiş. İzlersem onun da yorumunu yazarım. 













2017/10/03

ACILARA HÜKMETMEK

Güçlü olduğumu sanırdım. Değilmişim... 

Babam yoğun bakıma girince anladım. 

Aylardır kızımı kaybetmeyi beklerken babamı kaybedecek olmak beni yıktı. Diyeceksiniz ki bir gün herkesin başına gelecek. Biliyorum herkes ölecek ama işte öyle basit değilmiş acısını yaşamak.

Evin en küçüğü, babasının biricik nazlı kızı olmak nedir bilir misiniz? 

Babamla oyun oynarken, ben doktorum şimdi seni ameliyat edeceğim deyip gerçek makasla burnunun içini kesmiştim. Kaç gün acıyor diye gezmişti. 

Özür dilerim baba canını acıtmak istememiştim.

İlk ayakkabı bağlamayı öğrettiğin gün sana çok kızmıştım, ben bağlayamıyorum işte sen bağla diye..
Ama sen ısrarla kendin bağla demiştin. Bağlamayı başardıktan sonra ise kahraman gibi gözükmüştün gözüme.

İlk omlet yapmayı sen öğretmiştin bana. Her zaman bana, beni çok sevdiğini söylediğin için teşekkür ederim baba. En büyük duamı sana ediyorum kızım derdin. 

Söylemeyin üzülmesin diyerek o halinle bile beni düşündüğün için ne desem bilemiyorum baba.

Her yanından ayrılışımda gelipte bulamamak var diye sımsıkı sarılıp, babam ne kadar zayıf böyle derdim içimden. Ama zahiren öyle olsan da varlığın bile beni öyle bir kuvvetlendiriyordu ki...

Uzaklık, mesafeler, başka şeyler, ne olursa olsun sen sırtımı dayadığım koca bir dağsın baba. 
O dağ yıkılırsa kime dayanırım ben?

Baba ''Hiçbir meslekle ilgilenme. Kuran hizmetkarı ol kızım. Senden bunu istiyorum'' dediğin gün seninle yaşadığım tüm olumsuzlukları sildim kafamdan. Kaç baba kızına para kazanmasan da olur, Kuran hizmetkarı ol derdi ki...

Baba varlığın için, verdiğin tüm nasihatler için teşekkür ederim...

11 yaşımda başladığım bu yolculukta, bana her zaman yazmaya devam et dediğin için teşekkür ederim. 

Babam olduğun için teşekkür ederim...

İyi ki benim babamdın...

Acılarıma hükmettiğimi sanırdım yanılmışım....





2017/09/28

'JANE EYRE' KİTAP YORUMUM

Bir dünya klasiği olan, Charlotte Brontë'nin Jane Eyre romanını henüz bu yıl okuyabildim. Geç bir zaman sonra ise yorumumu ekliyorum.


Öncelikle lise dönemim ve devam eden birkaç yıl içinde çoğu romana karşı ön yargılı davranıp, okumamamın yanlış bir karar olduğunu belirtmek isterim. İnsan ufkunu genişletmek istiyorsa tek türden eserlere devam etmemeli. Yeni yazarlar, yeni beyin ürünleri keşfetmeli.


Ben bu ön yargım yüzünden çoğu romanı okumadım. Ama hiçbir zaman geç değil deyip okumadığım nice güzellikleri okumaya karar verdim.
Jane Eyre geçen kış bitirdiğim klasiklerden birisi ve ben bu romana bayıldım. Evet kadınları daha çok etkileyen bir roman olsa da bence herkes okumalı.
Okuduğum kitapların içeriğinden bahsetmeyi sevmem, bilirsiniz. Onun yerine yorum yaparım.
Ben bu kitaba başladığımda, zerre bilgim yoktu içeriği hakkında. İyi ki de olmamış. Daha yoğun merak ettim olacakları. Birkaç gün içerisinde bitirdiğim bu kitabı gecenin geç vakitlerine kadar heyecanla okudum. Yeri geldi Jane Eyre ve Edward Rochester  ile birlikte ben de ağladım.
Hele ki tam Jane Eyre mutlu olacak diye beklerken yaşanan o elim dram yok muu :( Neyse spoiler vermeyim siz okuyun. 

Kitaba ismini veren karakter Jane Eyre kendi tanımıyla 'çirkin değil ama güzel, dikkat çekici ve zengin de' değil , aksine varlığı ile yokluğu belli olmayacak derecede sade, silik bir kız. Ha yer yer kızdığım kısımlar da oldu ama olur o kadar :D Google'da Charlotte Brontë'nin resmini görene kadar hayalimdeki Jane Eyre'nin yazara bu kadar benzeyebileceğini tahmin edemezdim. Kendi hayatı da en az Eyre kadar acıklı olan Brontë adeta kendini tasvir etmiş. 
Neyse ki benim gibi güzel, dikkat çekici ve zengin olmayan kadınların da baş kahraman olabileceğini göstermesi açısından bu romanı ayrı bir yere koydum beyin bedava kontenjanımda.

Gelelim efsane karakter Edward Rochester'a...
Edward tasvirini okur okumaz hayalimde kimle özdeşleştirdim adamı dersiniz?? 
Kenan İmirzalıoğlu :D Okuyanlar. yoruma akıllarına gelen ünlü varsa yazsın lütfen. Yalnız öyle silik bir karakter olan Jane Eyre, Rochester gibi birinin gözünde nasıl devleşti hiç anlamadım. Bence romanın en bahtsız bedevisi Rochester'dı ya neyse...
Silik seviyorsa demek...

Genel yorumum ise okuyunuz ve okutunuz... Bilhassa ergen kızlara, genç kızlara ve artık hayatın kollarına kendini bırakmış kızlara (Bu üçüncü biziz efenim :D)

Ekşi sözlük yazarlarının roman ve karakter yorumları da ayrı bir kopmalık. 

Buyrunuz...










Biraz da Mösyö Edouard Fairfax de Rochester dedikodusu yapalım :D






Martı Yayınları'nın çıkardığı versiyonunu okuduğum bu kitap, kitap evlerinde 20-25 liradan aşağı satılmıyor genelde. Ama ben A101 den 3.95 e almıştım. Bence bu tip kampanyalar en azından klasiklerde çoğaltılmalı ki biz okurlara da külfet olmasın demi :D

Tek sevmediğim yanı Fransızca diyalogların çevrilmemiş olmasıydı.

Sizin yorumlarınızı bekliyorum...






2017/04/12

Bilal Sami Gökdemir-Şu Saatte Orada Mıydın? Kitap Yorumu



bilal sami gökdemir

Blogda yeni bir bölüm açmaya karar verdim. Adı 'Gömülenler' olacak. Sevmediğim kitapları gömdüğüm bu bölümde sizleri de uyarmaktan kıvanç duyarım.

İlk kez plansız gittiğim kitap fuarından bu  yazara ait 3 romanla döndüm. Ben plansızdım çünkü F.B, Hece'nin yaşlı kurtlarıyla görüşecekti. Bense kitap fuarını duyunca peşine takıldım. O, yaşlı kurt ismini taktığım, edebiyat dünyasının köşe taşlarını tutmuş saçmalaşmış fosil fikirleriyle, gençlere geçit vermeyen amcalarla görüşürken ben de hunharca standlar arasında mekik dokudum. Bir yerde birbirimizi bulup, başladık alış-verişe. 
Pazarda son kalan ürünlerini satmaya çalışan tüccar gibi bağıran genç hayli dikkatimizi çekti. Bilal Sami Gökdemir'in romanlarını tanıtıyordu.

Beni bilirsiniz her yazarın kitabını okumam. Ama ilk kez bu prensibimi çiğneyip, bilmediğim bir yazara ait 3 kitabı birden aldım. Sebebi ise ben yazarı kim acaba demeye kalmadan F.B nin yazarı nereden tanıdığını hatırlayıp, kendisinden bahsetmesiydi. Madem yerli yazarlara da bakalım dedik, paramız tanıdık birilerine gittsin dedim ve kampanyalı 3 kitabını da aldım.

Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam; bir adaya tatile giden 5 arkadaşın, kendilerini birden cinayetlerin ortasında bulmaları ve tesadüfen, adada bulunan dedektif Murat'ın olaylara dahil olmasını anlatan bir roman.

Şahsi görüşüm ise; her ne kadar polisiye-gizem türü amaçlanmış olsa da bu türden olamamış bir kitap. Tamam okurda merak uyandırıyor ama sadece merakla kalıyorsunuz. 
Yazım yanlışları her romanda olduğu gibi bunda da vardı. Yer yer kullanılmış bazı betimlemelere tam kaptırıp gidiyordum ki yazarın yarıda bırakmasıyla gıcık olduğumu belirtmek isterim.

Yeni roman yazacaklara usta yazarların iki önemli tavsiyesi vardır. Yer ve zaman. Olayların nerede ve hangi zamanda geçtiği tam olarak verilmezse, okuyucu ve roman arasında bir kopukluk olur, derler. Bu romanda beni en çok rahatsız eden şeylerin başında da bu yoksunluk geliyordu. İsmi olan ama nerede olduğunu anlayamadığım bir adada, herhangi bir zamanda geçmesi rahatsız ediciydi. 
Romandaki tek Türk Murat'ın ise o adada mı yaşadığı yoksa tatile mi gittiği belli değildi. İşlenen ilk cinayetin ardından ada güvenliğinden sorumlu kimler varsa onlara başvurmak yerine bir Türk dedektifi çağırmanın mantığını da çözemedim. 

Yazarın Agatha Chiristie kitaplarını ne kadar çok sevdiğini anlamanız zor olmuyor. Keşke Hercule Pairot gibi bir kahraman oluşturabilseydi bu yazar da. En azından Murat'ın hayatına dair bilgiler verebilseydi ve biraz daha baş karakter değeri gösterseydi. Murat'ın çok toy bir dedektif gibi düşünmesi, arada keş gibi canının sigara çekmesi çok iticiydi. Pairot'ta sigara kullanıyordu ama bu kadar itici anlatılmamıştı.

Kitabın son sayfasının yırtık olması, belli bir kitle için süper pr çalışması olmuş. Dikkat çekici ve merak uyandırıcıydı. Ama sadece böyle kalıyor. 
Romanın sonu çok aceleye getirilmiş gibiydi. Ayrıca yırtık sayfadan hiçbir şey çözemeyip sadece tahminleriyle kalan tek vakti boş ben değilimdir sanırım. Kitabın minnak bir köşesinde  yazan Anadolu Edebiyat 2012 Roman Ödülü yazısı dikkatimden kaçmadı. Pek aldırmayın sevgili gömülenler okuyucuları. Zira, edebiyat dünyasının en prestijli ödüllerinin bile nasıl verildiğini çok iyi biliyoruz.

Velhasılı kelam bu kitap, gömülenler listeme 3. sıradan girmiş bulunuyor.


2016/11/24

YABANCI DİL ÖĞRENMEK İSTEYEN VAR MI?

Yabancı dil bilmiyorum diye sakın üzülmeyin. Yazımı okuduktan sonra yabancı bir dil öğrenmiş olacaksınız. Bu dili kullanmanız için çok uzaklara gitmenize gerek yok. Güzide ülkemizin İç Anadolu Bölgesi'ne gittiğinizde rahatlıkla kullanabilirsiniz. Şimdi aranızda bir kere o dil diğiiil ağızdır tamam mı diyecekler vardır.
Benim açımdan ağız olmaktan çoktan çıkmış bu kelimelerin ne olduğuna, dilerseniz yazımı okuduktan sonra siz karar verin.

UYARI!!! Kimi kelimelerin okunuşu ve anlamı çok komik gelip, olur olmadık yerde kahkaha atmanıza sebep olabilir. Eğer kelimeleri kullanmayacaksanız okuduğunuz gibi unutmanızı tavsiye ederim. :D :D :D

NOT: Kelimelerin bir kısmını memleketimden bildiğim için kendim ekledim ama bilmediğim kelimeleri de yazar Mehmet Baş'ın Çamardı Yöresi Ağzı yazısından yararlanarak buraya ekledim. Ayrıca bazı kelimeleri söylendiği gibi yazdım.

Abaruu  ya da abarii : Şaşırma belirtir.

Adıbatasıca: Bir beddua türüdür. Adın batsın demekle aynı şeydir.

Alenktirik: Elektrik

Amandiyim: Dikkatli ol, temkinli ol.

Apolle: Hopörlör

Aselet: Bilerek, bilinçli olarak. Bir şeyi bilerek yapmak

Babal Almak: Vebal almak

Bakale: Bakar msın?
Çok önemli not: Bu kelime, muhacirlerin bulunduğu köyde yerliler için kullanılırmış. Onlara göre göçmeyen olmayan herkes bakaledir.

Barii ya da baruu: Şaşırma belirtir. Abarii demekle aynıdır.

Basta: Seyyar satıcı tezgahı

Bastacı: Seyyar satıcı

Bazı: Yufka yaparken hamurun yuvarlanması.

Bi dıkım: Bir lokma ( K ler kaba bir şekilde H ye yatkın okunur)

Belişmek: Paylaşmak

Bişirikli: Becerikli

Böğür: Böbrek

Buymak: Üşümek ÖR: Buydum. Buydun mu?

Canavar: Kurt

Carı:Hızlı

Cingi taş: Yassı, yuvarlak taş. :D (Cingi taş devri olsaydı keşke.)

Cıngıl: Özellikle yaz aylarında terden ve sıkıntıdan burnun akması.

Cülük: Civciv

Çığırmak: Söylemek ÖR: Bi türkü çığır da dinleyek.

Çıkın: Küçük bohça

Çiğin: Omuz

Çingil: Yoğurt veya süt kabı

Çimmek: Yıkanmak

Dal: Sırt

Daylı, daylının dibi, daylı çıkasıca: Bir beddua türüdür. (Sanırım zukkum demekle aynı.)

Deşirici: Dilencinin yüzsüz olanı

Deşirmek: Toplamak

Devramber: Ay çiçeği

Dıkılmak: İçeri girmek

Dinelmek: Ayakta durmak

Dölek: Düzgün ÖR: Dölek dur.

Duşlama: Bir şeye çok takan kişi.

Dussuz: Patavatsız, lüzumsuz, düşüncesiz

Emete: Hala

Essah: Gerçek

Fıcıtmak: Fırlatmak, atmak.

Fişgene: Salyangoz

Gaçıl: Çekil

Ganıyaklı: Genç kızlar için kullanılır.

Garamet: İftira, su-i zan.

Garsamba: Kullanılmayan eşya, karsamba

Gaygana: Yerli krep

Gıran giresice: Bir beddua türü. Hastalık olarak kullanılıyor sanırım.

Gişilik: Önemli zamanlarda giyilen elbise. Nadiren sosyalleşen insanlar için de kullanılır.

Gopmak: Koşmak

Gov: Gıybet

Gubarmak: Kibirlenmek

Gurdalamak: Karıştırmak

Hangırdamak: Yüksek sesle gülmek

Hazzetmemek: Hoşlanmamak.

Helki: Su kabı

Heye: Evet

Hıllı: Doğru düzgün

Horanta: Aile efradı (çok güldüğüm favori kelimelerimdendir)

Iccık: Azıcık

İlaaşı: Başka birinin yanında yaşayan. Yabancının içinde olan.
ÖR: Aman Ali Rıza Bey kızımız ilaaşında ağzının tadı kaçmasın. :D

İlazım: Lazım

İpta: Önce, öncelikle

İt dirsee: Gözde çıkan arpacık

Keleş: Güzel, yakışıklı

Kırı: Eşek yavrusu

Köreken: Damat :D

Kopil: Küçük çocuk

Köfere: Arı yuvası

Köstü: Köstebek

Küncü: Susam

Lapçın: Lastik ayakkabı içine giyilen mesh.

Mahana: Bahane

Mertlemek: Hoplamak

Meymenetsiz: Faydasız, beceriksiz

Mısmıl: İşe yarar ÖR: Hıllı mısmıl bir şey olsa ben alırdım. :D

Mudara: Mihnet

Muhannet: Fesat, içten pazarlıklı

Nacak: Küçük balta

Nöörüyon: Nasılsın? Ne yapıyorsun?

Ne vaat: Ne zaman?

O deelden: Habersizce

Ondan kelli ya da gelli: Ondan sonra veya o yüzden

Ödü sıtmak: Çok korkmak

Öte git: İleri git

Pece: Pencere ya da baca

Pürüşmek: Solmak

Sassı: Tatsız

Sasımak: Ekşimek

Sineklenmek: Oyalanmak, boş durmak

Sini: Büyük tepsi

Sös: Sus

Sokurdanmak: Kendi kendine söylenmek

Soykasında kalasıca ya da kalsın: Beddua türüdür ama ne anlama geldiği hakkında henüz fikrim yok.

Sündük: Arsız

Şipit: Gözdeki çapak

Şordanaarı: Beklenmedik zamanda ya da uzaklardan gelen kişi

Şikletsiz: Suratsız

Ters: Hayvan gübresi

Tetir: Cevizin ele bıraktığı leke

Umma olmak: Bir şeyi çok  istediği için hasta olmak. Genellikle lohusa kadınlarda olan bir durumdur.

Uyku semesi: Uyku mahmurluğu

Üleş: Leş

Ürüya: Rüya

Ütmek: Kumarda kazanmak ya da alevin bir anda sıçrayıp kılları yakması.

Yağır gibi: Çok kirli

Yanaz: Aksi

Yanıç: Yengeç

Yeğni: Hafif, hafif davranan kişi

Yumuş: Emir

Yüklü: Hamile

Yüklük: Yastık, yorgan koyulan yer

Zaar: Herhalde manasındadır. Zahir ile aynı kelimedir.

Zaara: Tahıl, buğday

Zamanın Behrinde: O dönemin şartlarında ( F.B nin favori kelimesi) :D

Zerreadar: Küçücük

Zıymak: Kaymak. ÖR: Ayağım zıydı.

Zibil: Çöp

Zobu: Kaba, saba

Zorlu ya da Zollu: Kaliteli

Zorsunmak: Üşenmek

Zoypantı: Kaba, iri yarı kimse


Bildiklerim bu kadar. Bilmediklerimi de öğrenip buraya eklemeye devam edeceğim. Düşüncelerinizi yoruma ekleyebilirsiniz.


                                                                


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım:Sawako Kuronuma